{"id":7838,"date":"2026-10-23T09:49:33","date_gmt":"2026-10-23T06:49:33","guid":{"rendered":"https:\/\/ide.org.tr\/?p=7838"},"modified":"2026-10-28T09:53:59","modified_gmt":"2026-10-28T06:53:59","slug":"ide-akademi-klasik-sosyoloji-kurucu-metinleri","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/2026\/10\/23\/ide-akademi-klasik-sosyoloji-kurucu-metinleri\/","title":{"rendered":"\u0130DE Akademi | Klasik Sosyoloji Kurucu Metinleri"},"content":{"rendered":"\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Prof. Dr. Alim Arl\u0131<\/strong>\u2019n\u0131n bu haftaki dersi, sosyal bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcncenin do\u011fu\u015funu, klasik metinlerin mahiyetini ve y\u00f6ntemsel temellerini anlamland\u0131rmaya y\u00f6nelik son derece kapsaml\u0131 bir teorik analiz sundu. Dersin temel problemati\u011fi olan &#8220;Klasik nedir?&#8221; sorusu, bilimsel disiplinlerin ontolojik ve epistemolojik s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 \u00e7izmek i\u00e7in bir nirengi noktas\u0131 olarak ele al\u0131nd\u0131. Do\u011fa bilimlerinde klasik metinler zamanla a\u015f\u0131larak bilim tarihinin bir par\u00e7as\u0131 haline gelirken; felsefe, edebiyat ve tarih gibi &#8220;humanities&#8221; (be\u015feri bilimler) alan\u0131nda metinler kendi bilme gelene\u011finin yap\u0131 ta\u015flar\u0131d\u0131r. Sosyal bilimlerde ise klasik metinler yaln\u0131zca tarihsel birer belge de\u011fil, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz toplumsal d\u00fcnyas\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in yeni bir konsept haritas\u0131 sunan ve her okundu\u011funda yeni bir &#8220;turning point&#8221; (d\u00f6n\u00fcm noktas\u0131) i\u015flevi g\u00f6ren otorite metinlerdir. Bir sosyal bilimcinin d\u00fcnyay\u0131 salt bir veri y\u0131\u011f\u0131n\u0131 veya bir &#8220;Excel dosyas\u0131&#8221; olmaktan \u00e7\u0131kar\u0131p anlamland\u0131rabilmesi i\u00e7in, do\u011fa bilimlerinin ampirik gelene\u011fi ile be\u015feri bilimlerin metinsel-hermeneutik gelene\u011fini birle\u015ftiren \u00e7ift y\u00f6nl\u00fc bir y\u00f6ntemsel alet kutusuna (avadanl\u0131k) ihtiyac\u0131 vard\u0131r. Y\u00f6ntemsel temeller in\u015fa edilirken, do\u011fa bilimleri Newton ve Lavoisier gibi isimlerle mekanizmac\u0131, biyoloji \u00fczerinden ise organizmac\u0131 bir y\u00f6ntemsel \u201cikili\u201d yap\u0131 kurmu\u015ftur. Felsefe Descartes, Immanuel Kant ve David Hume gibi isimlerle rasyonalist ve ampirist gelenekleri \u015fekillendirmi\u015f; tarih ise Ranke \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde metin tetkiki ve &#8220;narrative-based&#8221; (anlat\u0131ya dayal\u0131) y\u00f6ntemsel usulleri benimsemi\u015ftir. Sosyal bilimlerin bu miras\u0131 devral\u0131p geli\u015ftirirken felsefeden b\u00fcy\u00fck kopu\u015funu ger\u00e7ekle\u015ftirmesinde Emile Durkheim kilit bir rol oynam\u0131\u015ft\u0131r. Bu y\u00f6ntemsel in\u015fan\u0131n nesnelci ve pozitivist damar\u0131nda John Stuart Mill\u2019in bilimsel y\u00f6ntemin kurallar\u0131na dair metinleri belirleyici olurken, insan toplumlar\u0131n\u0131n do\u011fa gibi incelenemeyece\u011fini savunan \u00f6znelci kanatta William Whewell ve Wilhelm Dilthey \u00f6ne \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Arl\u0131, bu tart\u0131\u015fmalar \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda \u00e7a\u011fda\u015f sosyolojinin k\u00f6klerinin Karl Marx, Emile Durkheim ve Max Weber\u2019e dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131; Adam Smith&#8217;in ekonomi politikteki \u00f6nc\u00fc rol\u00fc, \u0130bn Haldun&#8217;un modern \u00f6ncesi d\u00f6nemdeki muazzam sosyolojik vizyonu ve Georg Simmel&#8217;in alternatif yakla\u015f\u0131mlar\u0131 ile birlikte bu isimlerin sosyal bilimin kanonunu olu\u015fturdu\u011funu belirtmi\u015ftir. \u00d6zellikle Karl Marx ve Friedrich Engels&#8217;in ortak metni olan Alman \u0130deolojisi&#8217;nde ve Ludwig Feuerbach ele\u015ftirilerinde tarihsel y\u00f6ntemin \u00fcretim ili\u015fkileriyle nas\u0131l harmanland\u0131\u011f\u0131, Weber&#8217;in &#8220;etik tarafs\u0131zl\u0131k&#8221; ve &#8220;olgu-de\u011fer ayr\u0131m\u0131&#8221; ile anlamac\u0131 sosyolojiyi nas\u0131l kurdu\u011fu bu d\u00f6n\u00fcm noktalar\u0131n\u0131n en a\u00e7\u0131k \u00f6rnekleridir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">On dokuzuncu y\u00fczy\u0131lda sosyal bilimlerin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131, sanayi devrimi, kapitalizm, ulus-devletlerin in\u015fas\u0131 ve Avrupa&#8217;n\u0131n s\u00f6m\u00fcrgecilik faaliyetleri gibi devasa tarihsel krizlerin do\u011frudan bir sonucudur. Bu d\u00f6nemde sosyal bilim, ba\u015flang\u0131\u00e7ta Georg Wilhelm Friedrich Hegel\u2019in ilerlemeci tarih felsefesinin etkisiyle, medeniyeti Avrupa&#8217;da zirveye ula\u015fan tekil bir s\u00fcre\u00e7 olarak g\u00f6ren Avrupa merkezci bir anlat\u0131 \u00fcretmi\u015ftir. \u0130lerleyen y\u0131llarda Ludwig Gumplowicz ve Gustav Ratzenhofer gibi teorisyenlerin elinde biyolojik e\u015fitsizli\u011fe dayanan \u0131rk\u00e7\u0131 teoriler bu zihniyetin bir par\u00e7as\u0131 olmu\u015ftur. Ancak sosyal bilim yekpare bir yap\u0131 de\u011fildir; kendi i\u00e7inden bu hegemonik anlat\u0131y\u0131 ele\u015ftiren \u00f6zg\u00fcrle\u015ftirici dinamikler de \u00fcretmi\u015ftir. \u00d6rne\u011fin Auguste Comte, pozitivizmiyle antik \u00e7a\u011f\u0131n hastal\u0131klar\u0131 olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc s\u00f6m\u00fcrgecili\u011fe ve \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 t\u00fcm insanlar\u0131n e\u015fit oldu\u011fu bar\u0131\u015f\u00e7\u0131l bir \u00fctopya sunmu\u015ftur. Arl\u0131, II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131nda sosyal bilimcilerin biyolojik ve \u00f6zc\u00fc bir hiyerar\u015fiyi dayatan &#8220;race&#8221; (\u0131rk) ve &#8220;racism&#8221; (\u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k) kavramlar\u0131n\u0131 bilim d\u0131\u015f\u0131 ilan ederek reddettiklerini; bunun yerine topluluklar\u0131 k\u00fclt\u00fcrel, dinsel ve dilsel ortakl\u0131klarla tan\u0131mlayan &#8220;etnisite&#8221; kavram\u0131n\u0131 merkeze ald\u0131klar\u0131n\u0131 vurgulad\u0131. Farkl\u0131l\u0131klar\u0131 bir bask\u0131 arac\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmemek ve \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131kla m\u00fccadele etmek ad\u0131na sosyal bilimciler; pasif asimilasyon, ard\u0131ndan b\u00fct\u00fcnle\u015fme ve g\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u00e7ok k\u00fclt\u00fcrl\u00fcl\u00fck teorilerini geli\u015ftirmi\u015flerdir. Sosyal bilimlerin bu ele\u015ftirel g\u00fcc\u00fc, \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131ndaki dekolonyal hareketlerde a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f; Malcolm X, Martin Luther King ve Kwame Nkrumah gibi siyasi fig\u00fcrler sosyal bilimsel nosyonlardan beslenerek toplumsal e\u015fitsizliklere ve yabanc\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 m\u00fccadele etmi\u015flerdir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u0130nsan\u0131n varolu\u015fsal nitelikleri tart\u0131\u015f\u0131l\u0131rken felsefe ve teolojideki \u00f6nceden kodlanm\u0131\u015f, de\u011fi\u015fmez bir \u00f6z\u00fc ifade eden &#8220;f\u0131trat&#8221; veya &#8220;human nature&#8221; (insan do\u011fas\u0131) gibi kavramlara sosyoloji k\u0131smen mesafeli yakla\u015fmaktad\u0131r. Sosyal bilimler, insan\u0131 sadece biyolojik bir belirlenimcilikle de\u011fil, ayn\u0131 zamanda sosyal in\u015fa s\u00fcre\u00e7leriyle birlikte biyo-psiko-sosyal bir varl\u0131k olarak ele al\u0131r. Bu ba\u011flamda, Aristoteles&#8217;in insan\u0131n tabiat\u0131 gere\u011fi i\u00e7timai bir varl\u0131k oldu\u011fu y\u00f6n\u00fcndeki tezi bilimsel olarak do\u011frulanmaktad\u0131r. Bunun en sars\u0131c\u0131 kan\u0131t\u0131, ormanda veya insan toplumundan izole b\u00fcy\u00fcyen &#8220;feral children&#8221; (vah\u015fi \u00e7ocuklar) vakalar\u0131d\u0131r. Do\u011fu\u015ftan normal bir genetik donan\u0131ma sahip olsalar dahi, sosyal etkile\u015fimden mahrum kald\u0131klar\u0131 i\u00e7in bu \u00e7ocuklarda dil becerisi ve ahlaki kavramlar geli\u015fememektedir; zira insan beyni sadece biyolojik de\u011fil sosyal ba\u011flamla birlikte etkile\u015ferek geli\u015fen bir organd\u0131r. Sosyal bilimin normatif kategorileri tarihsel olu\u015fumunu sorunsalla\u015ft\u0131rarak ele almas\u0131, s\u00f6z gelimi resmi devlet belgelerinde bile &#8220;e\u011fitilebilir geri zekal\u0131&#8221; veya &#8220;embesil&#8221; gibi \u00f6tekile\u015ftirici etiketlerle an\u0131lan bireylerin, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde sosyal bilimlerin ve n\u00f6robiyolojinin sorgulamalar\u0131 sayesinde &#8220;otizm spektrumu&#8221; i\u00e7inde ve &#8220;n\u00f6ro\u00e7e\u015fitlilik&#8221; (neurodiversity) ba\u011flam\u0131nda ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 ko\u015fullar\u0131 ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece farkl\u0131 bireyler kapsay\u0131c\u0131, \u00f6tekile\u015ftirici hiyerar\u015filerden uzak kavramlarla tan\u0131mlanmaya ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Dersin son b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde Scott Gordon&#8217;\u0131n &#8220;Sosyal Bilimler Tarihi ve Felsefesi&#8221; kitab\u0131ndaki metodolojik yakla\u015f\u0131mlara at\u0131f yap\u0131larak, insan toplumlar\u0131n\u0131 di\u011fer canl\u0131 gruplar\u0131ndan ay\u0131ran yap\u0131sal karma\u015f\u0131kl\u0131\u011fa odaklan\u0131ld\u0131. \u0130nsan toplumlar\u0131n\u0131n en belirgin \u00f6zelli\u011fi &#8220;multi-sociality&#8221; (\u00e7oklu sosyallik) kavram\u0131yla ifade edilen; bir bireyin ayn\u0131 anda farkl\u0131 bir etnik k\u00f6kene, \u00fclkeye, siyasi partiye, cinsiyete ve meslek grubuna mensup olabilme, yani say\u0131s\u0131z toplumsal a\u011f\u0131n i\u00e7inde ya\u015fayabilme kapasitesidir. Bununla birlikte, insan yavrusunun do\u011fada kendi ba\u015f\u0131na hayatta kalamamas\u0131 ve on be\u015f ya\u015f\u0131na kadar yo\u011fun bi\u00e7imde bak\u0131ma muhta\u00e7 olmas\u0131, insan\u0131 sadece bedensel bir varl\u0131ktan \u00f6te, sosyal d\u00fcnyada inki\u015faf eden manevi ve k\u00fclt\u00fcrel bir varl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Sosyal bilimin temel amac\u0131, Platon&#8217;un ideal devleti, Thomas More ve Tommaso Campanella&#8217;n\u0131n \u00fctopyalar\u0131, \u0130bn Tufeyl&#8217;in Hayy bin Yakzan&#8217;\u0131ndaki hipotetik zihin deneyleri veya Homeros ve Dostoyevski&#8217;nin edebi kurgular\u0131 gibi &#8220;kar\u015f\u0131 olgusal&#8221; d\u00fcnyalar yaratmak de\u011fildir. Aksine, sosyal bilim do\u011frudan do\u011fruya somut toplumsal d\u00fcnyadaki d\u00fczenlilikleri, mekanizmalar\u0131 ve nedensellikleri ke\u015ffetmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r; enflasyonun toplumsal yasalar\u0131n\u0131 bulmak veya tarihsel demografide do\u011furganl\u0131k oranlar\u0131n\u0131 etkileyen s\u0131n\u0131fsal, kentsel ve ideolojik de\u011fi\u015fkenleri saptamak gibi. Sonu\u00e7 olarak sosyal bilim; II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 \u00f6ncesinde Sovyet kom\u00fcnizminin parti ideolojisinde tarif edilen &#8220;tarihi maddecili\u011fi&#8221; veya Nazi Almanyas\u0131n\u0131n &#8220;Ari \u0131rk&#8221; aray\u0131\u015flar\u0131 gibi totaliter, mutlak\u00e7\u0131 ve ideolojik tarih yaz\u0131mlar\u0131na kar\u015f\u0131, liberal demokrasilerde &#8220;Ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc de a\u00e7\u0131klanabilir mi?&#8221; benzeri sorular\u0131 geli\u015ftirerek h\u0131zla kurumsalla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Sosyal bilim sosyal d\u00fcnya hakk\u0131nda ampirik, ele\u015ftirel ve \u00e7ok boyutlu d\u00fc\u015f\u00fcnme prati\u011fi ile tek tip\u00e7i doktrinleri y\u0131kan ve insan toplumunun s\u00fcper kompleks varolu\u015funu teorik bir b\u00fct\u00fcnl\u00fck i\u00e7inde s\u00fcrekli yeniden sorgulayan bir bilme bi\u00e7imidir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Prof. Dr. Alim Arl\u0131\u2019n\u0131n bu haftaki dersi, sosyal bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcncenin do\u011fu\u015funu, klasik metinlerin mahiyetini ve y\u00f6ntemsel temellerini anlamland\u0131rmaya y\u00f6nelik son derece kapsaml\u0131 bir teorik analiz sundu. Dersin temel problemati\u011fi olan &#8220;Klasik nedir?&#8221; sorusu, bilimsel disiplinlerin ontolojik ve epistemolojik s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 \u00e7izmek i\u00e7in bir nirengi noktas\u0131 olarak ele al\u0131nd\u0131. Do\u011fa bilimlerinde klasik metinler zamanla a\u015f\u0131larak bilim tarihinin &hellip; <\/p>\n<p class=\"link-more\"><a href=\"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/2026\/10\/23\/ide-akademi-klasik-sosyoloji-kurucu-metinleri\/\" class=\"more-link\"><span class=\"screen-reader-text\"> &#8220;\u0130DE Akademi | Klasik Sosyoloji Kurucu Metinleri&#8221;<\/span>devam\u0131n\u0131 oku<\/a><\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":7839,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_eb_attr":"","postBodyCss":"","postBodyMargin":[],"postBodyPadding":[],"postBodyBackground":{"backgroundType":"classic","gradient":""},"footnotes":""},"categories":[9,107],"tags":[],"class_list":["post-7838","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-ders-ozetleri","category-klasik-sosyoloji-kurucu-metinleri"],"gutslider_comments":0,"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/7838","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=7838"}],"version-history":[{"count":2,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/7838\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":7847,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/7838\/revisions\/7847"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/7839"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=7838"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=7838"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/ide.org.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=7838"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}